Vur bitsin dilimin sevgi sancıları..yeter ki susma.. susuşun, vurgunum olur..

Vur bitsin dilimin sevgi sancıları..yeter ki susma.. susuşun, vurgunum olur..

7 Eylül 2010 Salı

UnutabiLsem . . .: Gel al emanetini ...

UnutabiLsem . . .: Gel al emanetini ...: "Bu şiir sanadır iyi dinle... Dinle ki, Bana dair ne varsa ve ne varsa yalan yanlış yaşadığımız... Herşey, ama herşey yüzleşecek bu mısrala..."

5 Eylül 2010 Pazar

Herşey Tamam da sensizlik...



Canım bir sıkılıyor sorma
Herşey üstüste gelmiş
Bir de sensizlik eklenmiş,yetmezmiş gibi
Zindanlara atılmış bir tane yürekcik
Kimse dönüp bakmıyor gözyaşlarına
Aç,susuz, çaresiz
Bir de
Bir de sensiz
Ki sorma dayanılır gibi değil
Kim başarabilmiş
Bunca uzun nefes almadan yaşayabilmeyi
Biraz dayanabildim
Gözyaşlarımla giderdim susuzluğumu
Ferahladım
Doydum
İçim içimi yediğinde
Ama havasız olmaz ki
Yoktun
Nefes alamadı ruhum
Boğuldum.... 

Resimlerle ask


O gece ne kadar güzeldi mehtap
Gönülden fışkıran nağmeler gibi.
Ruhumu yıkayan bir seldi mehtap
En tatlı ilk ve son buseler gibi.


O gece o müthiş deniz durgundu,
Ömründe susmayan rüzgar yorgundu,
En kara gönüller aya vurgundu
Leyla’yı içinde bulan er gibi.


O gece zevkini duydum hayatın,


Sırrını anladım mükevvenatın.
Gönlümde yıkılan bir kainatın
Sesini işittim giryeler gibi.


O gece hayatım sanki masaldı,
Şuurum o anın içinde kaldı,
Kalbime ışıktan bir füsun doldu
İnsanı çıldırtan handeler gibi.


O gece felekten bir gece çaldım,
Ömrümde son defa bahtiyar oldum;
Ölürken yaşadım, yaşarken öldüm
Ve, sustum, sükutu besteler gibi.


O gece ne kadar güzeldi mehtap,
Sandım ki ruhumda yükseldi mehtap,
Gönlümü yıkayan bir seldi mehtap,
Rüyada çalınmış buseler gibi.


O gece gönlüm de aya vuruldu;
İçimde küllenen ateş dirildi.
Dünyada ne varsa yere serildi,
“O” kaldı... Kalbimi seyreder gibi.


O gece sevgim coşkun ırmaktı,
Kalbimden taşarak o kalbe aktı;
.



söylediklerimden çok sakladıklarımda saklıyım...
ve gizlediklerimde gizliyim
beni anlamak için;konuştuklarımdan
çok sustuklarıma kulak verin.


Vakit geçmeden
Hayatına keşkeler girmeden söyle
Git hadi cesaret et
Yoksa onu kazanmadan
Kaybedersin....


çocuk olmadım
üvey anne olmadım
üvey insanlık mı alın yazım
aşkına doyamadım
karardı aydınlığım
üvey aşklar mıymış alın yazım 


BAKSANA TAKMIYOR KİMSEYİ
HİÇBİRŞEY DİRİLTMEZ ARTIK GEÇMİŞİ
YAKTIK GEMİLERİ DÖNÜŞ YOK ARTIK GERİ
TAK ETTİ CANIMA BU MASKELİ BALO VE ONUN
SAHTE YÜZLERİ

Özleme dair...






Yüreğimi sıkıştıran bukesif hüzün,belki de terketmişlere özgü gizli bir terkedilme duygusudur.

Özledim seni... 
Ayrılık yüreğimi karıncalandırıyor nicedir...
Beynimi uyuşturu­yor özlemin...
Çok sık birlikte olamasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca yıl içimi nasıl ısıttığını yeni yeni anlı­yorum.
Yokluğun, hatırlandıkça yüreğime sapla­nan bir sızı olmaktan çıkıp mütemadi bir boşluğa dönüşüyor.
Sabahlara seni ok­şayarak başlamaları akşamları, her işi bir kenara koyup seninle başbaşa karşılamaları özlüyorum; oynaşmalarımızı, hırlaşmalarımızı, yürüyüşlerimizi, se­vimli ha­şarılığını, çocuksu küskünlüğünü...
Nasıl da serttin başkalarına karşı be­ni savunurken; ve ne yumuşak, bir çift kısık gözle kendini ellerimin okşayışına bırakırken... ya da kolyeni çözdüğümde kollarıma atlarken...
Hasta olduğunda, o korkunç kriz ge­celerinde günler, geceler boyu nöbet tuttuk başında... o şen kahkahalarına yeniden kavuşabilmek için sessiz dualar ederek...
"Atlattı" müjdesini kutlarken yor­gun bedenindeki yaraları okşayarak, doktorun böldü sevincimizi:
"Yaşayamaz artık bu evde... yüksek binalar ve be­ton duvarların gri kentinde" dedi, "O gitmeli... ve kendine yeni bir hayat çizmeli..."
Bilsen, ne zor gitmen gerektiğini bile bile "Kal" demek sana...
Ne zor, senin için ebedi mutluluğun beni unut­mandan geçtiğini bilmek...
Gitmeni asla istemediğim halde, buna mecbur olduğumuzu görmek ve sana bunları söyleyemeden "Git artık" de­mek...
"Beni ne kadar ça­buk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa" demek sa­na ne zor...
Sesimi, kokumu çe­kip alıvermek beynin­den, sesin, kokun hâlâ beynimdeyken...
... seni görmemek ve belki yıllar sonra karşılaştığımızda bana bir yabancı gibi bakma­nı istemek senden...
... yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek...
... ve sonra kendi ellerimle bindirip seni yabancı bir arabanın arka koltuğuna, birlik­te güneşlendiğimiz on­ca yazı, yanyana titreş­tiğimiz onca kışı, pay­laştığımız bunca acıyı, onca kahkahayı ve bütün o uzak yeşillikleri katıp yorgun bedeninin yanına, ar­kandan pişmanlık gözyaşları dökmek ne zor...
... ne zor hiç tanımadan seni emanet ettiğim bir şoföre "Hızla uzaklaş buradan ve gidebileceğin kadar uzağa git" demek...
... yokluğunu beklemek, ne zor...


* * *

Bunları düşündükçe, şu anda uzakta bir yerlerde üşüdüğünü sezinleyerek panikliyorum. Bütün engel­leri aşıp terkedilmiş caddeleri, kimsesiz sokakları. yalnız bulvarları arşınlayarak sana ulaşmak, sessizce başını okşamak, kulağına sevgi sözcükleri fısıldamak ve yavaşça üzerini örtmek geçiyor içimden...
Paylaştığımız bir mazinin, yitirdiğimiz bir geleceğe dönüşmesinden hicran duyuyorum.
Gizli gizli hüzünlendiğim akşamlardan birinde, terketmişlere özgü bir terkedilme korkusunu da yüre­ğimin derinlerinde duyarak sana koşmak, yaptıklarım ve daha çok da yapamadıklarım için özür dilemek ve
"Geri dön bebeğim" demek istiyorum:
"Geri dön... kulüben seni bekliyor..."

CAN DÜNDAR

вιя вιℓѕєη



Cana!...
Bir bilsem ne zordur beklemek vuslat-ı anı
Gözlerin yollardadır, yüreğin ise bitab,
Mürteci gönlün nime olmuştur,
Lakin, Nevbahar-ı beklersin,
Üşüyen ellerindir, üşüten ise sensizlik,
Geceyi sabır ile gündüze eklersin,
Naçar gönlüne istesen de söz dinletemezsin,
Sen bende, ben de sendeyim bilmelisin…

ιℓкℓєя

ιℓкℓєя

Hayatta unutamazsın yığılsa yıllar üstüne,
Hep bir şeyler yaşadığın ilkleri hatırlatır,
İlk aşkın, ilk sevgi yumağın,
Bitmesin diye yılları saramadığın,
İlk bakışları yüreğine ok misali sapladığın,
Bir tebessüm edişinde buzları erittiğin,
İlk buluşmanızda kaldırımları titrettiğin,
İlk buse de ise yangınlar yaktığın yüreğinde,
Sevdanın ateşi alev alev seni yaktığında,
Sönmesin diye kendini de yakarsın ateşinde,
İlkler vardır,
Yıllar seni birer birer tüketse de,
Bir köşede esiridir yüreğinin,
Sen yıllara yanık,
Yaşadığın ilkler ise galibidir sevginin...

SİBEL ŞAHİN

єννєℓ gєℓ





Baktığın yerler kurşunlar döktüm,
Üzerlik tohumları serptim,
Şarap rengi şaçların hayaliyle
Çok şaraplar içtim,
Yılları da kaybettim düşüncelerimle,
Yıllanmayı beklemeden,
Doldurdum boşalan gözyaşlarımı,
Yerine yenilerini ektim solan
Çiçeklerimin,
Kapımın eşiğinde bekledim,
Evvel gel istedim zamandan,
Geceleri kaybettim,
Sabahları bulduğumda geçmişim benden,
Bilemedim!...
Yine gidiyorsun
Teninin kokusunu ödünç bırakarak,
Vazoda kuruyan gülün rengi hala kırmızı
Kadehinde şarabın dolu bekliyorum,
Sarhoş olmayı seninle,
Şiirlerini okuyorum Kavafis’in,
“Lacivert gözleri”ni
Elimde değil kıskanıyorum!..

Durun uyandırmayın !

...ve yine bitti...
ELLerimi açıp, arkama bakıyorum.
Hiçbir sey yapmamısım gibi, geçen yıLı hatırLamak istemiyorum.
Küçük ve fark ediLmeyen bagLantıLar,
Canımı sıkıyor ama,
Yine söndü aLevLer...
Kaybedince, baska insanLar mı oLuruz?
BeLki kazanınca, bambaska?
Ama yine bitti yoLLar,
Hayatım ise haLa istedigim yerde degiL.
Küçük bir nokta gibi, siLemedigim,
Küçük bir Leke...
Durun, uyandırmayın...
NasıLsa hepsi bitmek üzere...
Sadece,
Uyandıgım zaman,
Neler oLdugunu anLatın,
Küçük bir oda içinde,
Bütün hepsini kazıyın,
...ve bir kenara atın "dün"ü hatırLatan düsLerimi...
Ama sakın,
Hayır, durun...
...durun, uyandırmayın...
NasıLsa hepsi bitmek üzere...

Aşkta kazanmak diye bir şey yoktur





Aşkta kazanmak diye bir şey yoktur

Sen bir daha dönmeyeceksin
Güneş bir daha vurmayacak yüzüme
Ben aşk dedim adına
Meğer hasret, hüzün, umutsuzlukmuş bu
Meğer ayrılıkmış bu
Ben aşk dedim adına
Meğer vurulmakmış bu ansızın
Yaralanmakmış
Ağlamakmış kendini kaybederken kendi içinde
Ben aşk dedim adına
Meğer tükenmekmiş
Şimdi bana aşk nedir diye sorduklarında
Aşk bütün kelimeleri esareti altına alan bencil bir duygudur diyorum
Aşk gitmektir arkana bakmadan
Arkana bakarsan yığılıp kalmaktır yere
Aşk susmaktır
Konuşunca anlatamamaktır içindeki kasırgayı
aşk bırakıp varını yoğunu elini uzatmaktır hüzne
aşkta kazanmak diye bir şey yoktur
aşk kaybettirir insana
gururunu, emellerini, geleceğini, gülüşünü
aşkta kazanmak onu kaybetmekle başlar ancak
ama sen aşkı değil de kendini kaybediyorsan
kazanan aştır bu sefer...